19 Aralık 2011 Pazartesi

Çocuklar İçin Öğretiler : Hayaller ve Hayal Kırıklıkları Üzerine


Hayaller İyidir …

''Sorun çaresizlik değil,isteksizlik... İsteksiziz, çünkü çocuklukta bize uygulanan ilk şey, içimizdeki isteği öldürmektir.''  Bernard Shaw 

Çok küçükken, yatağıma uzandığımda havada uçuşan minik tozları yakalamaya çalışır dururdum. İçlerinden bir tanesini yakaladığımda peri olacağımı ve böylece istediğim herşeyin olacağına inanırdım. Ve öylece hayallere dalıp uyuya kalırdım.

Sonra gördüm ki bir şeyi gerçekten çok istersen oluyormuş , galiba beni peri yapacak o tozcuğu yakalamıştım. 
Zaten “Bir şeyin olmasını “gerçekten” istersen , bütün evren bu dileğini gerçekleştirmek için çaba gösterir” demişti Simyacı kitabında Paulo Coelho.

Galiba kalpten istemeyi biliyorum demiştim. Ama bilmediğim ve o günlerde düşünemediğim şey ,  çok istediğimiz bir şeyler olurken bir taraftan hiç aklımıza gelmeyen şeyler de olabileceğiymiş. Her şey toz pembe giderken  birden çok sevdiğin birini  kaybedip bunun acısını içinde derinden hissetmek gibi.. genç yaşta babamı kaybettiğimde anladım. O zaman da hayatın içinde şöyle bir silkelenip , ne isteyeceğini ve nasıl isteyeceğini düşünüyormuşsun.

Acı , tatlı hepsi hayatın bir parçası .. Ama asrımızın sorunu belki de artık hayallere inanmayışımız .. Hayallere inanmıyoruz, kendimize inanmıyoruz, bir şeyleri değiştirebileceğimize inanmıyoruz, birşeylerin değişmesini istemiyoruz, korkuyla yaşıyor , korkuyla yaşatıyoruz.. Çocuklarımız toz bulutlarının onu periye dönüştüreceğine inanmıyor , öyle gerçek bir hayatta yaşıyorlar ki, söylesen güler ve “Anne/Baba sen ne diyorsun” derler :)

Çocuklarımız hiçbir kötülükle karşılaşmasınlar , acı çekmesinler elbette ama hayal kırıklığına uğrayacakları için çocuklarımızın hayallerini yok etmeyelim. Bu onlar için daha büyük kötülük olur.. Hayal kırıklıkları da hayatın bir parçasıdır ve onlarla mücadele etmenin yolu da bu hayal kırıklıklarının yaşanmasıdır.  Onunla mücadele eden çocuk güçlü olur , yaşayarak deneyim kazanır ve karşısına gelebilecekler için hazırlıklı olur.  Hayaller onu istekli yapar ve “gönülden istemeyi” başardığında da hayallerine ulaşır eninde sonunda.

7.5 yaşındaki oğlum uyumadan önce benden “Başkan” olmamı ve “para” yı ortadan kaldırmamı istedi. Bütün kötülükler parayla ilgili oluyormuş çünkü .. “Bütün dünyayı değiştirmek gerekir ama ..” dedim “Öyle yap o zaman” dedi.. İşim çok zor , sen büyü de beraber bir şeyler bulalım, çözüm bulalım” dedim. “Tamam” dedi ve uykuya daldı..  

İşimiz zor .. Ama olmaz mı ? Belki bir gün J


Serem Özek 



13 Aralık 2011 Salı

Kitap Önerisi : Küçük Prens (Antoine de Saint-Exupery)


Biraz Büyümüş Çocuklara ve Hayallerini Kaybetmemiş Anne-Babalara Önerim 

KÜÇÜK PRENS

…………..
Dördüncü gezegen bir işadamınındı. Bu adam işine öylesine dalmıştı ki, Küçük Prens geldiğinde kafasını bile kaldırmadı.

“Merhaba” dedi Küçük Prens.
“Üç, iki daha beş eder. Beş, yedi daha, oniki. Oniki, üç daha , on beş. ….Yirmi altı, beş daha otuzbir. Of, demek, beş yüz bir milyon altı yüz yirmi iki bin yediyüz  otuzbir ediyor”

“Beşyüz milyon tane ne ?”

Hala burada mısın sen ? Beş yüz bir milyon … Ne bileyim .. İşim başımdan aşkın! Ciddi bir adamım ben, saçma sapan şeylerle vakit harcayamam! İki beş daha yedi ..”

Bir soru sordu muydu, peşini asla bırakmayan Küçük Prens “Beş yüz milyon tane ne ?” dedi yeniden.

İşadamı kurtulamayacağını anlamıştı. 
“Milyon tane.. Şu bazen gökte görülen küçük şeylerden,” dedi.
“Sinekler mi ?”
“Hayır değil, hani şu parlak küçük şeyler.”
“Arılar ?”
“Yok canım, hani şu boş gezen , insanları hayallere sürükleyen yaldızlı şeyler.” Tabi , ben ciddi bir adamım! Hayal kuracak zamanım yok benim.”
“Ha!Yıldızlar mı ?”
“Hah işte!” Yıldızlar.”
“Peki , ama , beş yüz milyon yıldızı ne yapıyorsun ?”
“Ne mi yapıyorum ?”
“Evet.”
“Hiçbir şey onların sahibiyim ben.”
“Yıldızların sahibi sensin ha ?”
“Evet”
“Peki ama yıldızlara sahip olmak ne işe yarıyor ?”
“Zengin olmama yarıyor.”
“Peki zengin olmak ne işe yarıyor ?”
“Eğer biri yeni yıldızlar bulacak olursa, onları satın almama.”
“Peki onları ne yapıyorsun ?”
“Onları yönetiyorum. Onları sayıyorum, sonra bir daha sayıyorum,” dedi işadamı. “Zahmetli bir iş. Ama, ben ciddi bir adamım!”
Küçük prens hala tatmin olmamıştı.
“Bir atkım olsa benim, boynumda dolayıp götürebilirim. Bir çiçeğim olsa, koparıp götürebilirim. Ama sen yıldızları koparamazsın ki!”
“Yıldızlarımın sayısını küçük bir kağıt üzerine yazıp, bu küçük kağıdı da bir çekmeceye kitlerim”
“Hepsi , bu mu ?”
“Daha ne olsun ?”

Küçük prens “Eğlenceli” diye düşündü. “Kulağa da ahenkli geliyor. Ama ciddiye alınacak gibi değil.”

“Benim her gün suladığım bir çiçeğim var” dedi Ayrıca her hafta temizlediğim üç volkanım. Sönmüş volkanı da temizliyorum,  çünkü ne olur ne olmaz.  Bu yaptıklarım, volkanlarımın işine yarıyor, çiçeğimin de .. Ama sen yıldızların işine yaramıyorsun…”

İşadamı ağzını açtı , ama diyecek bir söz bulamadı. Küçük prens de başını alıp gitti. Yoluna devam ederken “ Şu büyükler kesinlikle tuhaf oluyorlar.” dedi kendi kendine.

KÜÇÜK PRENS
ANTOINE DE SAINT_EXUPERY