"Üzgünüm bu konuda yorum yapamam.."
Türk halkı olarak her konuda yorum yapmayı çok severiz. Bir arkadaşım anlatmıştı , tanıdığı biri Londra’ya gitmiş ve taksiye binmiş. Her Türk vatandaşı gibi oturur oturmaz taksi şoförüne sormuş - İngilizce olarak tabi – “Nasıl gidiyor memleket işleri ? “ diye. İyi giyimli taksi şoförü cevap vermiş “ Politika ne yazık ki bilmediğim bir konu , size yardımcı olamayacağım, üzgünüm ” Bizde asla yaşanmayacak bir durum olsa gerek J
Konu çocuk yetiştirmek olunca herkes "profesör"dür ..
Halk olarak her konuda uzmanızdır – özellikle de hiç yapmamış olsak bile inşaat, dekorasyon, sağlık, pazarlama .... gibi konularda . İş çocuk yetiştirmeye gelince zaten herkes profesördür. Ne de olsa herkes çocuğunu herkesten daha iyi yetiştirmiştir ve onun çocuğu tamamen sorunsuz büyümüştür J hele anne-baba olarak anneanne-babaanne- dedelerle bu konuda uzlaşmak mümkün bile değildir , denemelerde gelecek cevap hazırdır “Bak biz sizi öyle yetiştirdik , kötü mü oldu ?” Öyle yetiştirmeyip diğer türlü yetiştirseydi nasıl olurdu asla kimse bilemeyecektir nasılsa J
Bir sabah kahvaltısı anısı
Arada sırada olanlara şöyle bir dışarıdan bakmak lazım belkide. Bir sabah okula gitmek için hazırladığım oğlumu evden aç çıkmaması için bir şeyler yedirmeye çalışıyordum ama o da klasik olarak yemek istemiyordu, sabah kalktıktan hemen sonra yemeyi sevmez çünkü. Ama anneyim ya , yemesi lazım!
Aynı anda masadan gelen hatta masa sonrası kapıya çıkış aşamasına kadar olan trajikomik diyalogumuzu gözünüzde canlandırmaya çalışayım .
Baba “Yemesin zorlama, okuldaki yiyeceği yer”
Ben “Olur mu, peynirli bir şey çıkar yemez şimdi”
Anneanne elinde salatalık , domatesle kapıya doğru ilerler, bir lokma daha yesin yeterki .
Uzun süredir bizimle olduğu ve sevdiğimiz için bizden biri gibi olan yardımcımız "Çocuk bu , daha ne kadar yiyecek”
Çocuk ne yapsın ? Bu olaydaki “n” yanlışı bulabilir misiniz ?
Not. Ben gayet eğitimli, bilinçli, çok aşırı korumacı olmayan bir anneyim bu arada. İlk çocuğum da her zaman ince hep 1-2 kilo eksiği olan, her hastalandığında en son aldığı 1-2 kiloyu 3 günde vere, ama her az yediği dönemde endişelenip doktora gittiğimde “gayet sağlıklı bir çocuk bu, üstelik boyu yaşıtlarına göre çok daha uzun” yorumunu aldığım bir çocuk bu arada.
Aslında ne yapılması , ne yapılmaması gerektiğini bilmiyor değiliz de ..uygulayabilmek apayrı bir şey. Ve bir de kendimizin ve hayatın gerçekleri var ki , bu da durumu biraz zorlaştırıyor ama bunları kabul ettiğimizde hayatımız biraz daha kolaylaşacak belki de.
Doğru Zannedilen Yanlışlar
1. Acıkan çocuk eninde sonunda mutlaka yemek yer. Kesinlikle hayır. Kendi çocuğumdan ve çevremden biliyorum , iştahsız çocuk çok uzun süre yemeden durabiliyor .
2. Acıkan çocuğun öğün atladığında bir sonraki öğün yiyebilmesi için arada geçecek sürede abur cuburdan uzak tutulması gerekir. Gerekir elbette ama çocuğunuzu eğer kavanozda yetiştirmiyorsanız bunun uygulanması asla mümkün değildir. İstediğiniz kadar eve abur cubur almayın ve vermeyin, o ne yapar eder mutlaka bir arkadaşından, evin bir köşesinden o an için açlığını giderecek bir şeyler bulur.
3. Çocuk iştahsızsa ve fiziksel problemi varsa kesin psikolojik sebepleri vardır.
Kesinlikle katılmıyorum.
Gerçekler
1. Her çocuk hem yapısı hem de iştah durumu çok farklıdır. Anne-babalar da aynı şekilde . Hatta yemek konusunda yaklaşım açısından anne ve baba kendi aralarında bile aynı değildir.
2. Yeme / yememe sorunu Türk ailelerine ve Türk çocuklarına ait özel bir durumdur nedense.
3. Yemeyen, yemek istemeyen çocuk asla yemez. Belki çeşitli hokkabazlıklar yaparak ona bir şekilde yedirmeyi başarabilirsiniz. İştahlı çocuk ise her ortamda her fırsatta yer , iştahsız bir çocuğu (yine fiziksel ve psikolojik nedenlere bağlı değilse) iştahlı bir çocuğa dönüştürme olasılığınız çok azdır . Çevrenizde bunu başaran varsa içten kutluyoruz. Bu sadece büyüdükçe kendi istekleri ile olur .
4. Eğer siz yemeyen çocuğunuzun ya da sadece siz yedirdiğinizde yiyen çocuğunuzun yemesi için ne yapmanız gerektiği ile ilgili uzman görüşü alma noktasındaysanız , moral bozmak istemem ama – zaten biraz geç kalmışsınızdır. Çünkü bu aşamada muhtemelen yapılması gerekenleri zaten yapmamışsınızdır – ve işte bu yüzden de bundan sonra yapmanız daha da zordur. Dolayısıyla bu bilgileri henüz bebekken öğrenmelisiniz ki bu konuda önce kendinizi eğitebilir ve o büyüdükçe daha bilinçli , kararlı davranabilir , en azından yemek yeme/yememe konusunun sorun haline gelmesini önleyebilirsiniz. Ya da benim gibi ikinci çocuğunuzda uygulamaya koyabilirsiniz ya da daha bebekken yeme sorunu yaşadığını söyleyen yeni anne-babalara iletebilirsiniz.
5. Eğer hasta olduğunda, yemediğinde , az yediğinde yapılmaması gereken şeyleri yaptıysanız yanlış olduğunu bile bile – ki itiraf ediyorum ben hepsini yaptım – sizin doğanız onun az yemesine , bir öğün bile aç kalmasına dayanamıyor demektir. Siz yedirdiğinizde iyi yediğini, kendisine bırakırsanız az yiyeceğini düşünüyor, sağlıksız olmadığı halde 1-2 kilo daha alsın diye çaba harcıyorsanız – söylenen kuralları ve aslında ideal olduğunu düşündüğünüz disiplini uygulamaya çalışmanız , kendi gerçeğinizle kendi doğanızla mücadele etmek demektir ve 1-2 denemeden sonra başaramayacağınızı düşünerek daha çok moraliniz bozulacaktır.
Umutsuzluğa kapılmayın.. Peki bu durumda ne yapmalı ?
· Çocuğunuzu ve kendinizi tanıyın, çok iştahlı bir çocuk değilse önce bunu kabullenin, onun doğasıyla da kendi doğanızla da mücadele etmeyin.
· Mümkün olduğunca yemek yeme / yememe konusunu sorun olmaktan çıkarın, hiç konu bile etmemeye çalışın , özellikle çocuğunuzun yanında. Eğer kuralları uygulamak konusunda çok katı ve disiplinli bir yapınız yoksa, siz yedirdiğinizde sağlıklı şeyler yiyecekse siz yedirin, gerekiyorsa tv karşısında ve bunu ise asla konu etmeyin
· Yemekleri mümkünse tüm aile bireylerinin masada olacağı sohbet ortamı haline getirmeye çalışın. Bundan vazgeçmeyin , uzun süre gelmek istemese bile.
· Menüleri ve sunuluşunu mümkün olduğunca çeşitlendirin ve eğlenceli hale getirin. Bu konuda asla pes etmeyin, her gün ya da her hafta “bunu sever ” diye özenerek yaptığınız yeni bir tarifin tadına bile bakmak istemezse dahi .
· Yese de yemesede masada sağlıklı yiyecekler , sebze, salata bulundurun. İlerisi için aklında mutlaka yer edinecektir.
· Yemek seçimi konusunda asla önyargılı olmayın ve önyargılı konuşmayın , “ Onu asla yemez” gibi, özellikle de çocuğunuzun yanında . Yemesi gereken bir gıdanın farklı formlarını deneyin ve asla pes etmeyin. Örnek olarak küçükken tavuğu çok seven oğlum bir dönem hiç tavuk yemek istemedi , bir dönem sadece şinitzel yedi , sonra onu da bıraktı ve şimdi evde yaptığım tavuk şişi severek yiyor ama başka hiçbir çeşit tavuk yemiyor..
· En yakınlarınızın bile yorumlarına “Neden yemiyor? “ “Çok zayıf “ “Biraz kilo alsa” “Yine yemedi” gibi .. kulağınızı tıkayın , eğer çocuğunuzun boy ve kilosu doktorunuzun kontrolünde sağlıklı gidiyorsa.
· Bu konuda asla başka çocuklarla, özellikle de kardeşleriyle kıyaslamayın.
· Spor yapmaya özendirin, hem disiplin hem de iştahı konusunda çoğunlukla yardımı olacaktır.
Ve unutmayın ki
· Çocuk için sağlık eşittir çok kilolu olmak değildir .
· Önemli olan ne kadar kalori aldığı değil bu kaloriyi nasıl, hangi besinlerden aldığıdır.
· Çocukken çok zayıf olan bir çocuğun gençlik döneminde ya da yetişkin olduğunda da hala bu sorunla yaşadığı durumuna hemen hemen hiç rastlanmaz. Ama çocuk yaşta başlayan obezite eğer kontrol edilemezse ileriki yıllarda da sorun olmaya devam edecektir .
Tüm çocuklarımızın sağlıklı olması dileğiyle ..